Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Suudi Arabistan Başmüftüsü Abdülaziz Al-Şeyh ile görüştü...

Suudi Arabistan'a iki günlük resmi bir ziyaret gerçekleştiren Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Suudi Arabistan'ın en yüksek dini otoritesi olan Başmüftü Abdülaziz Al-Şeyh ile Fetva Kurulu daimi üyeleriyle bir araya geldi.

Heyetler arası gerçekleşen görüşmede konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, alimler heyetiyle İslam’ın ilk topraklarında bir araya gelmekten dolayı mutluluğunu dile getirerek, “İslam’ın bu ilk topraklarında bizi sizinle buluşturan Allah’a sonsuz hamdu senâlar olsun. Sizinle bir araya gelmiş olmaktan ve Allah’ın bizleri sizinle, kalplerimizde kıymetli bir yeri bulunan bu beldede buluşturmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Dillerimiz ve milliyetlerimiz farklı, ülkelerimiz birbirinden uzak olsa da hepimiz tek bir ümmetiz” dedi.

Gördüğü misafirperverlik ve ilgiden dolayı teşekkürlerini ileten Başkan Görmez, Türk halkının teşekkürlerini ve selamlarını da getirdiklerini kaydetti.

İslam dünyasının tarihin en zor dönemlerinden birini yaşadığını söyleyen Başkan Görmez, konuşmasında şunları söyledi;

“Müslümanların izzet ve onuru tarihte hiç olmadığı şekliyle bugün bizzat birbirleri eliyle yok edilmektedir…”

Bugün İslam ve Müslüman dünyası, belki de tarihinin en zor döneminden geçiyor. Çatışmaların, tekbir nidaları eşliğinde düzenlenen intihar saldırılarının, masum kız çocuklarına yönelik kaçırma eylemlerinin, camileri bombalamaların, kutsal mekanları tahrip etmelerin, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de, Nijerya’da ve İslam coğrafyasının diğer köşelerinde yaşananların akıbetini kestiremiyoruz. Müslümanların kanı akmaya devam etmekte. Müslümanların izzet ve onuru tarihte hiç olmadığı şekliyle bugün bizzat birbirleri eliyle yok edilmektedir. Milyonlarca insan yerinden, yurdundan, evinden, barkından, hayatından olmaktadır.

“İslamofobi oluşumunu ve İslam korkusunu artıran endüstri, İslam’a ve Müslümanlara karşı acımasız bir propaganda yürütüyor…”

Tüm dünyada, bulundukları her yerde Müslümanların başı hüzünle öne eğilmekte. İslam dininin temsilcileri, maruz kaldıkları şiddet, tehditler ve başkaları tarafından dışlanma nedeniyle şiddetli bir korku ve büyük bir endişe altında yaşam mücadelesi vermektedir. Bugün İslamofobi oluşumunu ve İslam korkusunu artıran endüstri, İslam dünyasının tanık olduğu çatışmalar ve manzaralar üzerinden İslam’a ve Müslümanlara karşı acımasız bir propaganda yürütüyor. Bu büyük din, bir terör dini olarak tasavvur ediliyor, birbirlerinin canına, ırzına ve malına kasteden Müslümanlar arasında fitne ateşi körükleniyor.

“İslam müntesiplerinin cehaleti sonucu, terörist şebekelerin İslam’a verdikleri zarar, dinimize dil uzatan düşmanların verdiği zararı aşmış durumda…”

Düşünmemiz ve ciddiyetle çalışmamız gerekiyor. Bugün İslam müntesiplerinin cehaleti sonucu ve İslam’a imandan, akıldan ve hikmetten bütünüyle uzak terörist şebekelerin sözde flamalarının üstüne mübarek Peygamberin adını yazarak İslam’a verdikleri zarar, dinimize dil uzatan düşmanların verdiği zararı aşmış durumda.

“Türkiye bugün ‘ensar’ vazifesi üstlenmiştir…”

Türkiye ve Suudi Arabistan, İslam dünyasında sosyal dengelerini ve ulusal bütünlüklerini koruyabilen, mezhepçi fitnelere karşı kendilerini muhafaza edilebilen en büyük ülkeler arasındadır. Allah’tan öncelikle bu hali muhafaza buyurmasını, ama aynı zamanda ümmetimize karşı yükümlülüklerimizi yerine getirebilme gücü vermesini dileriz. Bizler Türkiye’de, yeryüzündeki tüm Müslümanlara, Avrupa’da, Afrika’da, Latin Amerika ülkelerinde ve keza Asya ülkeleri ve Arap ülkelerindeki Müslümanlara imkanlar dahilinde yardımlar yapıyoruz. Bugün Türkiye, iki milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Ülkemiz Medine’deki ensar-muhacir kardeşliğine işaretle, onları “muhacirler” olarak tanımlayıp “ensar” vazifesi üstlenmiştir. Türkiye, Suriyeler için okullar açmaya yönelmiştir. Türk üniversiteleri de Arapça eğitim ve öğretime başlamıştır. Aramızda, bu dini ve insani sorumlulukta da işbirliği olmasını ümit ediyoruz.

“Suriye halkının Arap ve İslam kimliğinin korunması amacıyla eğitim konusunda işbirliği yapmak büyük bir ihtiyaçtır…”

Nitekim Türkiye’deki Suriyeli öğrenci sayısı, 100 bini üniversite öğrencisi olmak üzere 400 bini aşmış durumdadır. Şu anda Suriye sınırı yakınındaki Gaziantep ilinde onlar için okullar ve bir üniversite açmak için çalışıyoruz. Suriye halkının Arap ve İslam kimliğinin korunması amacıyla bu okulların inşa edilmesi, eğitim müfredatlarının hazırlanması ve zorunlu ihtiyaçların karşılanmasına yardımcı olmak üzere bu alanda sizinle işbirliği yapmak arzusundayız. İşbirliği beklentimiz, yalnızca Suriye trajedisi ve Suriyeli kardeşlerimizin gözetilmesiyle sınırlı değildir. Sizin Avrupa, Balkanlar ve diğer bölgelerdeki Müslümanlara yardım yönünde çabalarınız bulunmaktadır. İslam dünyasında ve haricinde bu çabalarımızı koordine edebilirsek, Allah’ın izniyle onlar için daha faydalı olacak işlerde bu çaba ve imkanları birleştirebiliriz. Allah’tan ülkelerimizi ve toplumlarımızı mezhepçi fitnelerin şerrinden, terörist fitnelerin şerrinden, İslam düşmanlarının şerrinden muhafaza buyurmasını niyaz ederiz.

Başmüftü Abdülaziz Al-Şeyh…

Başmüftü Abdülaziz Al-Şeyh ise, İslam ümmetinin bölünmüş, parçalara ayrılmış ve kendi aralarında ihtilafa düşmüş bir halde olduklarını söyledi. Bunun üstesinden gelmenin tek yolunun Allah'ın dinine ve Peygamberin sünnetine sıkı sıkıya bağlanmak olduğunu kaydeden Abdülaziz Al- Şeyh, "İslam, asırlar boyu bu bölgelere adaleti, rahmeti ve iyi muameleyi taşıdı. Sahabe Müslüman olup dünyanın çeşitli ülkelerine gittiklerinde o ülkelere adalet ulaştı ve asırlarca böyle devam etti. İnsanlar İslam'dan uzaklaştıkça adaletsizlik, insafsızlık ve zayıflık İslam ümmetine isabet etti" dedi.

Müslümanların izzetinin Allah'ın yoluna sımsıkı bağlanmakla olacağını belirten Abdülaziz Al- Şeyh şöyle konuştu;

"Müslümanların ihtilaftan uzak durarak birlik içinde olmaları gerekir..."

Allah, alemlere rahmet için Peygamberimizi göndermiştir. Bu ilke altında İslam ülkeleri ve Müslümanlar; adalet, rahmet ve mutlulukla yaşadılar ama İslam'dan uzaklaştıklarında parçalandılar ve bölündüler. Bugün bu fotoğrafı görüyoruz. Bizim izzetimiz ve gücümüz Allah'ın yoluna sımsıkı bağlanmaktan geçer. İhtilaftan Allah uzak durmamızı istedi. 'İhtilaf etmeyin yoksa başarısız olursunuz' demiştir. Bizim birlikte olmamız, Allah'ın istediği yoldan gitmemiz lazım.

"Suudi Arabistan her zaman Türkiye'nin yanında olacaktır..."

Müslüman ülkelerin dayanışması çok önemlidir. Türkiye ve Suudi Arabistan'ın ilişkileri çok tarihidir ve büyük öneme sahiptir. İlişkilerin adalet ve kardeşlik içinde devam etmesini Allah'tan diliyorum. Suudi Arabistan her zaman Türkiye'nin yanında olacaktır.

Henüz yorum yazılmadı

Yorum Yaz

Sizde yorum yazın...
Adınız
E-posta
Yorum
 
Aktif Ziyaretçi : 1
Dün Tekil : 58
Bugün Tekil : 13
Toplam Tekil : 44637